Bir Yaşanmışlık Hikayesi: Flört Şiddeti, Psikolojik Şiddet

Asiye

Bu paylaşım bazıları için tetikleyici veya travma geri çağırıcı olabilir.

Heteroseksüel bir kadınım. Pek çok heteroseksüel hemcinsim gibi ben de psikolojik şiddete maruz kaldım ve fark etmem çok uzun (yaklaşık üç yıl) sürdü. Bu yazımı benim gibi psikolojik şiddetle karşı karşıya kaldığının farkında olmayan hemcinslerimin gözlerini açmak, onlara cesaret vermek için yazıyorum. Psikolojik şiddeti anlamak çok zor. İnsan maruz kaldığı zaman kendi kendine anlayamıyor.  “Erkektir yapar.”, “Erkektir kıskanır.”, “Kıskanmayan erkek de erkeğim demesin.” gibi cümleleri hem erkekler hem de kadınlar duyuyor. Maalesef ataerkil sistemin empoze ettiği düşünceler bunlar ve bu yüzden hepimiz bunları kanıksıyoruz. Ben de aşırı derecede kıskanılıyor ve sahipleniliyordum. Bunu normal sanıyordum. Çok ama çok toydum.

Başlamadan önce not olarak belirteyim, bunları yazmamın sebebi olan ataerkil sistem ürünü kişiden de “Ali” diye bahsedeceğim.

Ne Yaşadım?

Ali bana saygı duymuyordu. Benim hata yapmama gereğinden fazla sinirleniyordu ve beni ağlatana kadar türlü yöntemlerle cezalandırıyordu. Cezalandırılmadan onun niye rahatsız olduğunu anlayamayacağımı düşünüyordu. Cezalandırma yöntemleri de yüzüme bakmama, konuşmama, benden ayrılmakla tehdit etmekti ilk başlarda. Daha net olmak gerekirse, benimle rahatsız olduğu şeyleri sakince, insanca paylaşırsa onu anlamayacağımı, ancak “trip atarak”, beni üzerek, en sonunda beni ağlatarak ve onunla barışmam için yalvartarak bana derdini anlatabileceğini söylüyordu. “Sen düzgün dilden anlamıyorsun.” diyordu.

Yaptıklarına basit bir örnek vermem gerekirse çevremdeki bütün arkadaşlarımı özellikle de erkek olanları didik didik sorguluyordu. Mesela kampüste tesadüfen erkek bir arkadaşımla karşılaşıp sohbet etsem acayip tedirgin oluyordum. Çünkü beni aynen şöyle korkutmuştu “Benim çevrede bir sürü tanıdığım insan var. Hoşuma gitmeyecek bir şey yaparsan mutlaka biri görür ve kulağıma gelir.” ve bir erkek arkadaşımla konuşmam bile ona göre yanlıştı. Gece dışarı çıkmam, çok sevdiğim mini eteklerimi şortlarımı giymem, sosyal medyaya şortlu fotoğraf koymam yasaktı. Hatta makyaj yapmam bile olay oluyordu. Uzun lafın kısası ben sürekli onu aldatacakmışım gibi davranıyordu ilişkinin başından beri. Bana güveni yoktu.

Biraz gülünç olabilecek bir iki örnek daha vereyim, bir keresinde kredi kartı ekstremi görmüştü. Birkaç gün önce yakın arkadaşlarımdan biriyle (hemcinsim olan bir arkadaşımdı hatta) yemek yemiştim ve bunu biliyordu. Kart esktresinde o yemeğin fiyatını gördü ve pahalı olduğunu söyledi. “Benimle bu kadar pahalı yemek yemiyorsun.” diyerek bana tavır aldı. Bir keresinde de alışveriş yapmıştık ve fiyatı çok düşük olan bir tavuk almıştık. Ben de şaka yapmak için “Zehirlenmeyiz umarım.” demiştim. O ise bunu şaka olarak almamış, alınmış, kişiselleştirmişti. Demişti ki “Eski sevgililerin zengindi demek ki. Ben senin için fakirim.”

Tıpkı en son örnekte olduğu gibi, öylesine söylediğim herhangi bir cümleyi bile eski sevgililerime bağlayabiliyordu. Eski sevgililerimin olmuş olması fikrine bile katlanamıyordu, onları hatırlatacak en ufak şeyde bile çok sinirleniyordu. Oysa ki kendisi de geçmişte duygusal ilişkiler yaşamıştı. Yine de kendi eski ilişklerini benimkilerle yarıştırıyor, “Ben senden daha az şey yaşadım ve bu hoşuma gitmiyor. Seni kıskanıyorum.” diye diye yaptıklarını meşrulaştırıyordu. Halbuki kıskanmak asla karşımızdaki insanı sömürmemizin, onu incitmemizin gerekçesi olamaz. Böyle bir şey onun kitabında yoktu tabi ki.

Onunla tanışmadan önceki geçmişimi silmek, yok etmek istiyordu. Ondan önceki romantik ilişkilerim sanki hiç olmamış gibi davranmak istiyordu. Eski partnerlerimi sosyal medyadan stalklayıp beni yargılıyordu. Benimle onlar hakkında konuşurken “it herif, pislik” gibi kelimeler kullanıyordu. Onlarla ne yaşadığımı öğrenmek için beni zorluyordu. Yaşadıklarımı duydukça sinirleniyordu. Hatta onunla tanışma tarihimizden öncesine denk gelen bütün sosyal medya postlarımı sildirtmişti.

Bir keresinde konu gerçekten ayrılığa gelince ise beni çevreme, aileme rezil etmekle tehdit etti. “Seni öyle rezil ederim ki kendini yüksek bir yerlerden atmak zorunda kalırsın” gibi bir cümle kurdu hatta. Çok kötü günlerdi. Yemek yiyemiyordum. Sürekli onu ikna etmek ve yatıştırmak için yalvarıyordum. En sonunda korkumdan döndüm. Bunu yaptığım için kendimden tiksindim ama döndüm. Çünkü bunu paylaşsam bana destek çıkacak birilerini bulabileceğimi bilmiyordum. Bir avukata danışabileceğimi bilmiyordum. Ben de, geri dönmeden önce gidip onun çevresinden bazı kadın arkadaşlarına başvurmuştum. Kendi arkadaşlarım bana duygusal olarak destek oluyorlardı tabi ama onun çevresinin de durumdan haberdar olmasını istemiştim. Ayrıca yaşça benden büyüklerdi, bana akıl verirler diye düşünmüştüm. Aldığım ilk tepki arkadaşlarının çok şaşırması olmuştu. ÇÜNKÜ ARKADAŞLARI ONUN BUNU YAPABİLECEĞİNE İNANMIYORLARDI, ONU ÇOK FARKLI BİRİ OLARAK GÖRÜYORLARDI. Sonuç olarak, beni dinlemiş, bana biraz akıl vermiş ve panik olmamamı sağlamışlardı evet. Ama biri vardı ki Ali’yi bana karşı savunmaya çalışmıştı. “O bizim arkadaşımız. Ona sırt çevirmeyiz.” demişti. Eğer benim bir arkadaşım bunları yapıyor olsaydı, o arkadaşımın sevgilisi gelip bana anlatsaydı o kişiyle ilgili bakış açım ciddi anlamda değişirdi. Daha fazla ne denir bu durum için bilmiyorum.

Kısacası kafasında bir ideal sevgili kalıbı vardı. Bu kalıba uyan bir kadın olmak için daha önce hiç sevgilisi olmamış, eline erkek eli değmemiş, çevresinde hiç erkek olmayan, her hareketini sevgilisine sorarak, ondan izin alarak yapan, ‘’başını kaldırmayan’’ bir kadın olmam gerkiyordu ama değildim, olmak da istemiyordum. Bu yüzden beni zorla, parçalayarak, kırarak o kalıba sokmaya çalışıyordu. O kalıptaki kadın olmadığımı her gördüğünde çıldırıyor ve beni cezalandırıyordu.

Arkadaşlık İlişkilerim Nasıl Etkilendi?

Arkadaşlık ilişkilerim çok zayıflamıştı. Söylediğim gibi, özellikle erkek arkadaşlarımın çoğunu kaybettim. Ondan önceki arkadaşlarımla, hemcinslerimle de aram açıldı. Yine bir örnek vereceğim, hem kadın hem erkek arkadaşlarımın olduğu bir grupla buluşma kararı almıştım. Bu buluşmaya o da gelmek istedi ama biz kendi aramızda buluşmak istemiştik. O ise bunu anlamak istemedi. “Grubunuzda erkekler de var zaten. Sadece kızlarla buluşacak olsan tamam. Erkeklerle konuşacağın şeyleri zaten benimle de konuşursun. Benden ayrı olarak onlarla ne paylaşabilirsin ki?” diyerek buluşmama “izin vermemişti”. Arkadaşlarıma “Ben Ali yüzünden gelemiyorum çünkü bana izin vermedi.” demek de istemiyordum çünkü bu çok utanç vericiydi. Bu yüzden yine de buluşmaya gittim, çok kısa süre oturdum, diken üstünde hissediyordum ve bu yüzden eskiden çok keyif aldığım sohbetlerimizden hiç keyif alamamıştım.

Bir keresinde de tartışmıştık ve çok mutsuzdum. Sık sık telefonla görüştüğüm, mesajlaştığım bir yakın arkadaşım bunu fark etmişti ve ona mesaj yazarak ne olduğunu, ne yaşadığımı onunla paylaşmıştım. Olayı duyunca Ali’yi eleştirmişti. Sonra ben çevrede değilken Ali, telefonuma gelen bildirimlere bakıp, mesajlarımı okuyup arkadaşımın kendisini eleştirdiğini görmüştü. Bunun üzerine eline telefonumu alıp, benim telefonumdan, kendi ağzıyla arkadaşıma “Sen kimsin benim hakkımda böyle konuşuyorsun.” temalı mesajlar yazıp, arkadaşımı ağlatana kadar onunla kavga etmişti. Sonra da benim enseme çökmüştü, “Sen arkadaşlarına neden bizim aramızda olanları anlatıyorsun? Beni neden kötülüyorsun?”… Bu yüzden arkadaşımdan Ali adına özür bile dileyememiştim günlerce.

İşte bu gibi olaylar yüzden neredeyse bütün arkadaşlarımdan uzak kaldım. Bu saçma ilişkiden sadece ben değil onlar bile zarar gördüler, kırıldılar.

Ben Nasıl Etkilendim?

Hayatımda daha önce kimse bana karşı bu kadar agresif olmamıştı. Bende gördüğü şeyleri evirip çevirip kendince art niyet arayıp bana bu kadar kızmamıştı kimse. O yüzden kendimi nasıl savunacağımı da bilmiyordum. Bu yüzden kendimi savunmak için zamanla ben de ona benzemeye başladım. İşin en kötü yanı da bu oldu. Ben de onu yargılıyor, çevresindeki bütün kadınları sorguluyordum. Yani demek istediğim beni ben olmaktan çıkarmıştı. Tıpkı onun gibi çirkince karşı çıkarak, sesimi yükselterek savundum kendimi. Bu şekilde birazcık beni dinliyordu. Ancak bağırıp azarlayarak kendini dinletebildiğin biriyle sağlıklı ilişki olmaz ki zaten.

İlişkimizin son yılında ikimiz de birbirimize ruhsal anlamda çok zarar verdik. Ona karşı hınç doluydum çünkü iki sene boyunca burnumdan getirmişti. Ama o ise ta ilişkinin başından beri, daha hiçbir zararımı görmemişken bana karşı hınç doluydu. Herkese karşı hınç doluydu. Sevgisiz ve şiddet içeren bir ortamda büyümüştü belki de ondan ama ben onun terapisti ya da kum torbası değilim. Ben bunları hak etmedim hiçbir insan hak etmez. Özgüvenimi, benliğimi yerle bir etmişti. Ben de zamanla onun gibi birine dönüştüm.

İlişki Dışında Nasıl Biriydi? Dışarıdan Nasıl Biri Olarak Görünüyordu?

Arkadaşları arasında gayet sevilen biriydi, popüler, becerikli biri olarak görülüyordu. Çoğu arkadaşı onun çok zeki olduğunu söylüyordu. Bazen arkadaşlarıyla da tartıştığı oluyordu ama eminim ki en fazla inatçı biri olduğunu söyleyip geçiyorlardı. Bu resmen bu tarz insanların kamuflajı. Daha önce de bahsettiğim gibi, kendi arkadaşları onun bana yaptıklarını duyunca çok şaşırmışlardı.

Ailesi ise klasik ataerkil bir aileydi. Babası annesinin çalışmasına izin vermediği için annesi ev hanımıydı. Ali’yi ise nasıl gördüklerinden emin değilim ama eminim onlara gidip “Oğlunuz bana bunları yaptı.” desem ailesi “Erkektir o yapar. İlerde kocan olacak o, katlanmalısın.” derlerdi ya da onları oğullarına karşı kışkırtmaya çalıştığımı düşünürlerdi yani inanmazlardı. Zaten benden hazettiklerini pek sanmıyordum. Hatta büyük ihtimalle benim, oğullarını üzdüğümü düşünüyorlardı.

Neden Bu İlişkide Kalmaya Devam Ettim?

İlişkimiz boyunca birkaç kere ayrılıp barıştık. Her seferinde beni kandırıp kendine geri döndürmenin yolunu buluyordu. Mesela ayrıldığımızda bana yalvarıyordu. İşe yaramayınca beni kıskandırma yoluna giriyordu. Eninde sonunda bunlara kanıp geri dönüyordum. Çok toymuşum, kendimi tanımıyormuşum, hislerimi dinlemeyi ve ne hak edip etmediğimi bilmiyormuşum, özgüvensizmişim.

Daha iyisinin olabileceğini bilmiyordum o zamanlar. Başkasını bulamazmışım gibi geliyordu. Bir ilişkinin böyle olmaması gerektiğini bilmiyordum. Beni uyaranlara “aslında o haklı beni seviyor” diyordum. Çünkü beni manipüle ediyordu. Kendini öyle bir savunuyordu ki ben kendimden utanıyordum.

Sevmek eyleminin bu şekilde yapılmayacağını bilmiyordum. Saygı görmenin bir ilişkdeki en önemli kriter olduğunu bilmiyordum. Saygı görmenin de nasıl bir şey olduğundan emin değildim. Mesela biri sana hakaret ediyorsa evet bu saygısıszlıktır ama peki daha ötesi? Birinin olduğum kişiye saygı duyması neydi? Benim olduğum kişi olmamı engellememek nasıl oluyordu? Bunların ayırdında değildim.

Şu An Ne Yapıyorum?

Ayrıldık ve ne mi oldu? Çok mutlu oldum. Özgür oldum. Kimseye hesap vermeden dışarı çıkabiliyor ve arkadaşlarımla görüşebiliyordum. İstediğim gibi giyiniyor süsleniyordum. Çünkü kendim olabiliyordum. Birilerinin kalıbındaki kadın olmak zorunda değildim.

Okuldaki başarım yükseldi. Artık o eski daimi tedirginliğim yoktu. Kafamda “Ali’yi nasıl memnun edebilirim?” soruları çok fazla yer kaplardı eskiden ve bu durum ortadan kalkmıştı. Bu yüzden derslerime daha iyi odaklanabiliyordum.

Harika insanlarla tanıştım. Aynı zamanda tüm bu yaşadıklarıma ve onlardan uzaklaşmama rağmen yanımda kalan arkadaşlarımla da aramı düzelttim. İyi ki benimle kalmışlar, onlar olmasaydı her şey daha kötü, aldığım yaralar daha derin olurdu.

 Çok güzel, sevgi ve saygı dolu bir ilişkiye başladım. Yeni ilişkimde de saygının ve güvenin ne olduğunu öğrendim. Eski sevgililerin kavga konusu olamayacağını, kısa elbise giymenin kıskançlığa sebep olmadığını, benim mutlu olmamın sevgilimi de mutlu ettiğini çünkü sağlıklı bir ilişkinin böyle olduğunu öğrendim. Geçmişte Ali’nin bana yaptıklarını sevgilime anlattığımda beni sadece dinledi ve yanımda oldu. Eğer Ali karşımda olsaydı, ona böyle bir şey anlatmış olsaydım “Sen buna sebep olmuşsun. Ne biçim insanlarla ilişki yaşıyorsun? O herifi bulup döveceğim.” tepkisini alırdım. Daha fazla karşılaştırma yapmama gerek yoktur sanırım.

Kısacası toksinlerden arındım. Artık kendime güvenli ve mutluyum. J

Aynı Durumda Olanlara Tavsiyelerim

              Bu başlığı sadece kadınlarla sınırlamak istemedim. Erkekler de psikolojik şiddet yaşayabilir.

Lütfen ama lütfen,

  • İçgüdülerinize güvenin. Eğer ilişkide mutsuz hissediyorsanız orada kalmayın.
  • İlişkinizde sürekli ayrılıp geri dönme durumları oluyorsa oturup bunu bir sorgulayın.
  • Benim gibi ayrılmaya çalışınca tehdit ediliyorsanız sakın korkup o ilişkide kalmaya devam etmeyin. Diğer kadınlar yanınızda. Sosyal medyada bile ulaşabileceğiniz pek çok hesap var.
  • Yine benim yaptığım gibi, manipülasyonlara kanıp ayrılamıyorsanız ne kadar üzüldüğünüzü hatırlayın. Size yaptığı kötülükleri sürekli hatırlayın.
  • Başkasını bulamayacağınızı düşünüyorsanız lütfen bu düşünceyi bırakın. Ben başkasını buldum, hem de çok daha iyi bir partner, çok daha iyi bir insan. Siz de bulabilirsiniz. Hatta birini bulmak zorunda da değilsiniz. Yeter ki mutsuz olduğunuz ortamdan uzaklaşın. Tek başınıza parladığınızda pek çok güzel insanı kendinize çekeceksiniz, arkadaş veya partner olarak.
  • Eğer ebeveynseniz, ya da olacaksanız, çocuklarınıza karşı cinse saygı duymayı, güvende hissetmedikleri ortamdan, insanlardan uzaklaşmayı öğretin ve ne olursa olsun yanlarında olduğunuzu onlara hissettirin, anlatın.
  • Şiddet uygulayan kişi sizin kardeşiniz, arkadaşınız, çok yakınınız olabilir. Lütfen onu uyarın. “O öyle şey yapmaz.” demeyin. İnanamayacağınız kişiler bunları yapıyor. Bir kadının hayatının karartılmasına aracı oluyor olabilirsiniz.

Dayanışmayla kalın.