Medya ve Siyasette Şiddetsiz Bir Yazın Mümkün Mü?

İnsanlık tarihinin başından beri çözülemeyen bir sorun olarak şiddet, düşüncelerimizi aktarmak için kullandığımız dilde şekilleniyor ve devamlılığını sağlıyor. Gündelik anlamıyla şiddetin yanı sıra, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet de yine hayatımızın her alanında, insanlığın vazgeçemeyeceği bir iletişim aracı olan dilde, söylemlerimizle her gün yeniden üretiliyor. En yaygın şekilde şiddet dilini gördüğümüz ana akım medya ve siyasette şiddet söylemi bu dilin ve eylemin meşrulaşmasına sebep olan unsurlardır. Bu bağlamda şiddetsiz dil kullanımı ile dahası şiddet dilinin farkındalığını arttırarak şiddetin önüne geçmek ve yeniden üretimini engellemek mümkün.

Medyada Şiddet Dili: Pınar Gültekin Örneği

              Ana akım medyada her gün karşılaştığımız toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı şiddet dili, toplum söyleminin bir yansıması olarak algılansa da şiddetin yeniden üretimini sağlayan en önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor. Bu dile örnek olarak erkekler tarafından öldürülen kadınların kimliğinin apaçık medyada paylaşılmasına karşın cinayet failinin kimliğinin gizli tutulmasını verebiliriz, kimi kanallarda kadın cinayetlerin ‘cinnet’ adı altında meşrulaştırılması ve dahası aile üyeliği statüsünde; anne, baba, kız evlat, oğul kimliğiyle çeşitlendirilerek failin haberde sunulmasını da. Bu gibi çoğaltılabilir örnekler bizleri aynı başlık altına hapsedip, şiddeti meşrulaştırırken faillerin korunması ve hatta cinayetin olumlanmasına dahi yol açabiliyor.

Cumhuriyet Gazetesi, 1. Sayfa, 22 Temmuz 2020

Yakın zamanda sosyal medya üzerinden oluşturulan kamuoyu ile cinayeti işleyenin kimliğinin ana akım medyaca gizlenmesi üzerine sosyal medya kullanıcılarından gelen tepkiyi, failin Cemal Metin Avcı olduğu Pınar Gültekin cinayetine yönelik #katilinadı paylaşımlarında görmüştük. Failleri korumaya yönelik yaklaşımlarıyla ana akım medya her ne kadar bir kamusal alan olarak sosyal medyada bireylerin tepkisini çekse de ne yazık ki çok düşük oranda düzeltilen haberlerle karşılaşıyoruz. Sonuç olarak görüyoruz ki çoğunlukla ana akım medyada bu dilin devamlılığı ve şiddetin tekrar üretimi sağlanıyor.

Cumhuriyet Gazetesi, 1. Sayfa, 22 Temmuz 2020

Haberin başlıklarını incelediğimizde öldürülen kadınların birer ‘’kurban’’ olarak anılması durumun dramatize edilmesine yol açmakta ve yine kadının fotoğrafının ön planda ve dikkat çekici biçimde kullanılması şiddetin normalleştirilmesine sebep olmaktadır. Cinayeti işleyenin evli ve iki çocuk sahibi yani bir eş ve baba olduğu bilgisi failin fotoğrafının hemen altında yer alırken, haberin içeriğinde cinayet sebebinin ‘’kıskançlık krizi’’ bahanesi olduğu görülmekte. ‘Baba’ statüsüne atfedilen kutsallık, failin kendisine toplumun duygusal bir açıdan yaklaşmasına sebep olabilecek ve eyleminin toplum gözünde olumlanmasına sebebiyet verecek söylemlerdir. Ayrıca bahane olarak sunulsa bile cinayetin kıskançlık krizi, cinnet geçirme gibi durumlar sebebiyle işlenmesini gösteren haberler şiddetin normalleştirilmesine ve bu bahanelerin cinayet sebebi olabileceği algısını topluma yerleştirmektedir.

https://www.t24.com.tr/haber/5-gundur-kayip-olan-pinar-gultekin-in-cansiz-bedeni-bulundu,891967

Başka bir haber sitesinde gördüğümüz bu başlıkta kadının ad soyad bilgileri ortadayken, failden yalnızca katil diye bahsedilmiş, bunun yanında alt başlıkta şiddetin ayrıntıları açıklayıcı bir biçimde verilmiş. Cinayet ayrıntılarının haberi gördüğümüz anda bu kadar açıklayıcı bir biçimde verilmesi ve bunun tekrarı yine toplumda erkek şiddetinin normalleşmesine ve hatta şiddet eylemi hakkında ipuçları taşıyarak tetikleyici olmasına sebep olabilir.

Toplumsal Cinsiyet ve Siyasi Söylemde Şiddet Unsuru

Toplumsal bir norm olarak iş bölümünde cinsiyet rolleri, siyasette erkek egemenliğinin görülebilirliği, kimi zaman kadınların siyasete katılımının önünde geçmekteyken kimi zaman da kadınların sözünün önünü kesebilmektedir. Bir diğer yandan ise, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten siyasi söylemlerin azlığı şiddet söylemlerinin de artmasına ve sürdürülmesine neden olan bir unsurdur. Bu noktada iki farklı konuşmadan yola çıkacak olursak:

15.10.2016- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı –TBMM Meclis Konuşması: “Türk kadını 15 Temmuz gecesi tankların önünde, helikopter mermilerinin önünde adam gibi ölmüştür. Bunu söylemek istiyorum. Kadın erkek ayrım yapmaksızın, genciyle yaşlısıyla, yediden yetmişe bu milletin kadınları bu meclis çatısı altında da ben hükümetin bir kadın bakanı olarak burada bombaların altında oturdum ve milletin iradesine sahip çıktım. Ve kadın vekillerimiz bakın o gece kadın vekillerimiz buradaydı. Sayısı oran olarak meclisteki erkek vekillerimize oran olarak çok daha yüksek sayıda kadınlarımız buradaydı. Ve bizler milletin iradesine sahip çıktık. Türk kadını tankların önüne meydan okudu. Boğaziçi Şehitler Köprüsü’ndeki kadınlarımızı size hatırlatmak isterim. Türk kadını adam gibi ölmesini çok iyi bilir.”

Bakanın söylemlerinde yer alan en dikkat çekici unsur elbette ‘adam gibi’ söylemidir. Bunun yanında erkekliğe atfedilen ‘bombaların altına oturdum’ ‘tankların önüne meydan okumak’ gibi şiddet söylemleri yine bu şiddetin sürdürülmesine ve meşrulaştırılmasına sebeptir. Aynı zamanda ‘sahip çıkmak’ eril bir tanım olarak savaş mücadelesi vererek ‘sahip çıkmak’ tanımlamasıyla kadını erkek eylemi üzerinden güçlü göstermeye çalışan bir söylemdir. Bir otorite olarak kadın bakan söylemi de yine olağanın dışında yani erkekliğe atfedilmiş bakanlık yetkisinin normalin dışında bir kadına ‘verilmesini’ vurgulamaktadır. Bu gibi ifadeleriyle bakanın ‘kadın erkek ayrım yapmaksızın’ söylemi de çelişki sebebidir. Ayrıca kadının ancak erkekliğe atfedilen veya şiddet eylemlerini gerçekleştirerek gücünü gösterebileceğini yansıtır.

5 Nisan 2016- Muhalefet Partisi Lideri : Çocuk istismarının duyulmasından sonra yaptığı parti grup toplantısı konuşmalarında: “Bakın Karaman’da olan olaydan sonra, çocuk istismarından sonra Türkiye’nin her tarafından olaylar neredeyse patladı. Peki bunlar sabah akşam Müslümanlıktan bahsediyorlardı. Dinden imandan bahsediyorlardı. On dört yıldır Türkiye’yi yönetiyorsunuz. Bu çocukları bu yoz kültüre nasıl ve hangi gerekçeyle teslim ettiniz? Bir Allah’ın kulu da çıkıp demiyor ki “Kardeşim, bu çocuklar yasa dışı burada nasıl kaldı?” Nasıl kaldı bu çocuklar burada? Valisi konuşmuyor, Emniyet Müdürü konuşmuyor, Milli Eğitim Bakanı konuşmuyor. Aileden Sorumlu Bakan da zaten birilerinin önüne yatmış vaziyette, o da konuşmuyor”

Muhalefet partisi liderinin konuşmasında yer alan ‘’birilerinin önüne yatmak’’ söylemi konuşmanın öncesinde yer alan ‘’istismar’’ kelimesiyle birlikte söylemin erkek tarafından bir kadına olması da  cinsel çağrışım yaratmakta ve şiddeti getirmektedir. Bu durumda erkek siyasi aktör olarak kadın siyasi aktörün cinselliği ve cinsiyeti üzerinden yarattığı konuşma eril üstünlük sağlama amacıyla içinde şiddeti de barındırır.

Sonuç

              Verilen iki örnekte de gördüğümüz gibi dil aracılığıyla toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerinden yaratılan şiddetin sınırları siyasette de belirgin olmamakla birlikte bunun dilde üretimi farklı kişi ve kesimlerce yapılmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada ana akım basında varlığını sürdüren toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı şiddet, yalnızca haberlerde veya siyasi aktörlerin söyleminde değil toplumun büyük bir kitlesinin izlediği, takip ettiği televizyon dizilerinde de görülebilirliği mümkündür. Bu dizilerde karşılaştığımız fiziksel, psikolojik ve sözlü şiddetin normalleştirilmesinin ve yeniden üretiminin sağlanmasının yanında ana akım medyada hakimiyetini sürdüren sansürün boyutlarının ve sınırlarının tartışılması da gerekli ve ortak şiddetsizlik taleplerimiz doğrultusunda üzerine değinilmesi gereken bir konudur.

Kaynakça:

Önder Memiş, H. (2017). SİYASETTE VE SİYASAL İLETİŞİMDE ERKEKLİK SÖYLEMİ: 2015-2017 ARASI TÜRKİYE İNCELEMESİ [Ebook] (1st ed.).

Retrieved from http://www.ulakbilge.com/makale/pdf/1489749369.pdf

One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s